Her macera, her serüven bir kararla ve ondan sonra gelen yolculuklarla başlar. Benim son büyük serüvenim yüksek lisans öğrencisi olunca başladı. 4. sınıfa kadar hiç aklımda yoktu yüksek lisans, doktora yapmak ama şimdi hedefim profesör olmak :D.
Yüksek lisansın ilk yılı hayatımda hiç olmadığı kadar çok çalıştım. Bir yandan dersleri aldım bir yandan her gün okula gittim ve Ferruh hocayla çalışıp projelerde yer almaya çalıştım. Tabiki en zor kısım Comsol simülasyon programını öğrenmek ve kendimi geliştirmekti. Ama bir yılda çok ilerleme kaydettim, tabiki FTeam ile birlikte :D. Çok çalışmamın karşılığını ise Norveçte 9 aylık staj imkanı ile alıyorum. Vee hala çok çalışıyorum :D. Ama 4. sınıftan bu yana anladım ki hayatta sadece eğlence olunca eğlenemiyorsun. Biraz çalışmak, bir şeyler üretmek, zorlanmak, şu saksıyı çalıştırıp yorunca işte o zaman eğlence tam eğlence gibi oluyor.
Neyse gideceğim biraz sıkıntılı geçen vize ve oturma izni aşamalarından sonra kesinleşince valiz hazırlama işlemine başladım. Tabiki bu ilk yurt dışına gidişim hemde bu kadar uzun olunca ne götürmem gerektiğini internetten araştırdım ya da daha önce yurt dışına çıkan arkadaşlara sordum. Valizler hazır, ben hazırım gitmek için can atıyorum heyecan, korku ve merak hepsi bir arada derken (16 temmuz sabahında benim bletim) 15 temmuz gecesi hoop süpriz. Neyse burada o konulara girmeyeceğim. Bir kaç gün sonraya biletimi erteledim ve yola çıktım (sonunda :D). Nerdeyse bütün günüm yolda geçti. İlk önce Ankara- İstanbul sonra İstanbul-Oslo, bu yolculukta anam ağladı resmen 4 saat uçakta yolculuk hiçte rahat olmuyormuş. Arada kalkıp dolanıyorsun uçakta :D. Oslo'ya vardım. Uçak firması değişeceğinden valizlerimi aldım. Oslo havalananında valizleri biletinizi barkot okutucu da okutuyorsunuz ve valiz otomatik bir sistemle gidiyor. Sorun şu ki benim 2 valizim vardı ve 2'side 22 kilo civarıydı. Ankara'dan binerken o fazlalığın parasını vermiştik ama Oslo'da öyle bir şansım olmayınca havalanının ortasında valizleri açtım ve bazı eşyaları el çantama sokuşturdum. Buradan anneme selamlar :D. Oslo havaalınında gördüğüm ilginç bir şeyi de yamak istiyorum. Bekleme salonunda piyano vardı ve isteyen biri gelip çalabiliyordu. Vee şansıma yarım saatlik konser tadında bir bayan piyano çaldı :D. Türkiye'de olsa önüne gelen herkes bir dokunayım der ya da çocuklar sürekli çalıp kafa bırakmazlardı. 1 saatlik yolculuktan sonra Stavanger'e vardım. Valizimi alcağım bekliyorum... Bir anda biri omzuma dokundu ve "Ozan" dedi. Bir an küfürü basacaktım (hasi*** diye):D. Buradaki danışman hocam beni almaya gelmiş. Bu sürpriz değildi aslında geleceğini söylemişti. Ama ben dışarı olur diye tahmin etmiştim. Tabi ben şok zaten ingilizcemde öyle ağımşahım değil. Neyse beni eve bıraktı, valizleri taşımama yardımcı oldu vallaha çok iyi adam ben sevdim :D. Yorgunluktan ve açlıktan ölüyorum. Saat 23:00 yaklaşık olarak hava hala aydınlıktı. Hazır çorbalardan koymuştuk valize ondan bir tane yaptım. Sonra gelsin uyku. Asıl mesele sabah başlıyor... Uyanınca böyle garip bir his kapladı içime önce korktum biraz durdum yataktan çıkamadım, bu na hazırmıyım bilemedim. Bu arada evde de tekim ev arkadaşım tatilde. Sonra korku geçti tekrar heyecan başladı :D. Bu benim gerçekleştirmek istediğim hayallerden birisiydi ve o sabah başlamıştı ve hayaline kavuştuğunda hazır olup olmaman önemli değildi. Anın tadını çıkarmanın tam zamanıydı çünkü o'an ayaklarıma kadar gelmişti. Hala tadını çıkarıyorum ve geldiğim için hiç pişman değilim.
Gerçekleştirmek istediğiniz bir hayal için karşınıza fırsat çıktığında 1 dakika bile şartları düşünmeyin. Eğer düşünürseniz fırsatı kaybedersiniz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder